< ç.oğuz - Blogcu





atina

Yazmaya yelteniyorum gördüklerimi acısı bol bir iç dramada, karbonmonoksit dumanları ardından bakıyorum milyonluk istanbula ve duygulanıyorum duygusuz bir varlıkla yokluk arasında, seviyorum şehrimi ama gösteremiyorum, platonik biraz benimkisi, güvercinlere yem atan bir çocuk çıkıyor karşıma, bir ufak tas yem küçücük ellerinde, şeker almamak pahasına yaptığı anlaşma sonunda annesiyle, doymamak uğruna doyurmanın yüksek gururu ve insanlığın onuru içinde, küçücük elleriyle...eminönü ayaklarımın altında halı, kirli ayakkabılarım rahatsız etmese bari severim nede olsa cepcisi bol bu diyarı, kaldırıyorum kafamı, istanbul eski ve yorgun karşımda, önünde bir tas gözyaşı, bir o ağlıyor durmaksızın bir gökyaşı, düşünüyorum, kaç köprü kurulur üstüne, ağlasam bu çabayı.. suskun bir isyan içinde istanbul, özeniyor atinaya, bir çocuk öldürülmüş geçenlerde, çiçeği burnuna bile ulaşamamışken daha, bir çocuk ölmüş atinada, yıkılıyor atina, yunanistan anarşist bir özgürlük altında, hesap soruyor kurşunlardan demirlerden paradan ve sahiplerinden, yunanistan hesap soruyor, haykırıyor atina, bin çocuk öldü istanbulumda, bin can, bin güvercin, bin dost istanbulda, istanbul bir çığlık kadar suskun, ağzı bağlı anKara’dan imreniyor atinaya. Bakıyorum eminönünden gökyüzüne, bir Alex’e sahip çıkamıyor dünya, varlığından oldukça haberli bir sual içinde. Alex’e sahip çıkıyor atina, yakıyor, yıkıyor, parçalıyor zincirleri, ve sahip çıkıyor bir yavrusuna. İstanbul üzgün kardeş atina kadar olamadım diyor kendi kendine dışından, birileri duysun diye, dolsun taksim, kadıköy dolsun diye, yakın yıkın parçalayın diyor, ama yazık istanbullular istanbullulaşmış artık, yazık bir kayıp, Alex kim diyor bir istanbul polisi, anlatıyor SİLAH arkadaşı, gülüyor, kahkaha atıyorlar, Alex ha? Atina?, burası istanbul diyor SİLAHtan ibaret arkadaşına, bizde olmaz böyle şeyler, polislik KUTSAL meslek. Eski karnı aç nefeslerine bürünüyor istanbul yine yeniden haberlere dönüyor gözler, bir umut içlerde, işte bir sabah uyandığımda dolu cümlelerle izleniyor atina, atinada sabah olmuş ve uyanılmış çünkü. Atina uyanıyor, elleri bağlı yurduna uyanıyor atina, ve bir bir çözülüyor kelepçeler, yakıyor atinayı atina, bir Alex ölüyor, bin Alex geliyor her sokak köşesinden, özgür beyaz pencereleri olan her evden, her çocuk Alex büyüyor, her yaşlı Alex gençleşiyor, biraz bizden biraz bizden, siz biz diye ayrı gayrı yok atina yakıyor yıkıyor atinayı bir varoluşa, güneş doğmak üzere, çiçekler açar birazdan atinada, istanbulum karanlıkta gizlenmiş tepelerin ardına, bakıyor ve imreniyor komşuya, bakıyor ve imreniyor komşuya..

Oğuz Çolak

« Önceki ::